Cuma, Aralık 04, 2009

Uzak

4. Albüm "Uzak" olucak ama tarihi yakın sayılabilir. Planladığımız bütün işler biterse çıkış tarihini şubat ayı olarak düşünüyorum. Biraz daha görsel müzik atmosferine hakim şarkılardan ya da parçalardan oluştuğundan bununla ilgili tatmin edici irili ufaklı çalışmalar yapıyoruz. Bunlar şimdilik süprizlerden ibaret. Aslında bana da öyle bir nevi. Ama hiçbirşeyin de garantisi olmuyor. Üstümüzdeki zaman baskısı birtakım emellerimizi gerçekleştirmeye her zaman engel. Bilmeyenler vardır, benim bu dönem okulumdaki sön dönem, tabi herhangi bir aksilik olmazsa. O yüzden, herhangi bir aksiliğe ödün vermemek için nerde ne zaman ne olucak gibi şeyleri önceden kestiremiyoruz. E bir yandan da elimiz kolumuz bağlandı. Eskisi kadar cesur adımlar atıp okulumuzu da elimizin tersiyle itemiyoruz.
O vesiledendir ki, bu albümün 8 yıllık üniversite hayatıma bir nokta olmasından yanayım.
Albümle ilgili şöyle bir bilgiyi de vermekten mutluluk duyarım ki, şarkılardan bazıları tatil zamanında müzisyen arkadaşım Kıvanç Tos'la birlikte oluşturduğumuz şarkılardan oluşmakta. Birlikte yapılan işlerden her zaman keyif alıyorum, farklı bir vizyon katması açısından. O açıdan bekleyelim görelim, işleyiş hakkında, gelişmeler hakkında ne olup bittiğini yine blogumdan duyurmaya gayret göstereceğim.
Yukarda soundcloud widget'ından şarkıların kısa kısa parçalarını dinleyebilir ve indirebilirsiniz. Zaten fazla fazla fikir veren bir karışım oldu.
Şimdilik hoşçakalın.
Murat.

Perşembe, Kasım 26, 2009

Denge

Tatil zamanlarının ayrı bir keyifi olduğu için uyumam genelde geceleri. Herhangi bir zorunluluk olmamasından ötürü bu değerli anların hiç bitmesini istemem. Gel gör ki önyargıları kırmanın atomu parçalamaktan daha güç olduğunu düşünen einstein abimiz tembellik etmenin de bir zaman çalışmaktan geçtiğini de düşünmüşmüdür acaba? Düşünmüştür ya. Einstein da sen ben gibi bir adam aslında.
Çalışmak dedik ya, birşeyler öğrenmek vs. Aslında ne kadar yüzeysel büyüdüğümüz bir büyümeden geçiyoruz. Bitmiyor o çalışmak, öğrenmek. Amanın azıcık tembellik yapalım dedik, bütün dengeleri bozduk iyi mi?
İyi ya, zaten mühendis de olamadık daha. Birazcık dengeleri alt üst etsek hiçbirşey olmaz. Dengeleri bozalım dediysek öyle çok değil, bir dd alsak bütün taşlar yerine oturucak.
Ama ama;
Koşun çocuklar koşun, sabah üstüme üstüme geliyor !
Duvarları kanatırcasına tırnağınızla şaşkın umutlu şiirler yazın.
Bu bayramda böyle geçsin.
Şaşkın ve umutlu geçsin, bugünlere yarınlara dair. Uykusuzluğumun tavana vurduğu bu saatlerde, güneşin doğumu melankolisinden bir kez de eşim dostum mahrum kalsın.
Çok soru soran akrabalar eksik kalsın.
Ama bayram kutlu olsun sırf gözleri manasız gülen çocukların , o saf ve temiz gülüşlerinin devam etmesi için. İçerisi dışardan bakıldığından gözükmeyen insanların kutlu olmayabilir bence. Dengeyi böylece sağlarız yine.
Hayatın içinde ne çok bilim varmış meğer.
Gördünüz mü, tatiller insanın beynini ne çok çalıştırıyormuş. Bir anda yaptığımız herşeye mana ve anlam döşedik yine.
Ben vazgeçtim galiba, herkesin bayramını kutlasam iyi olucak. Beceremem çünkü ben o işleri pek.
Hem geride masaüstünde boynu bükük kalmasın kalemin kağıdın.
Herkesin bayramı kutlu olsun...

Pazar, Kasım 22, 2009

Gülümse

Yıllar sonra tekrar bu albümü dinlemenin heyecanı ve doğal olarak değişik bir hüznü içerisindeyim. Bendeki hikayesi çok eskidir. Zamanını tam olarak hatırlamıyorum ama mercedes 302 marka trabzon-aydın seferini yapan otobüste 24 saat çaldığını dün gibi hatırlıyorum. Belki yeni yeni müziğe dair bişiyler fikir edinmeye başladığımız sıralarda çok farklı gelmişti bana bu albüm. Otobüste belki de ilk defa sabahlama keyifini yaşamıştım. Şarkılar tekrar tekrar dönüyor ve şöfor amcama sizin de işiniz zor mu diye düşüneceğim yaşlara gelmeden etrafımı izliyor ve şarkıların sözlerini ezberlemeye çalışıyorum. Hiçbir detayı unutmuyorum o yolculuğa dair. Kaçıncı sırada oturduğumu, horlayan amcaları, ağlayan bebeklerini emziren anneleri. Sigara da içiliyor olmalı o zamanlar otobüslerde. E bu albüm çalıcak otobüste ve insanlar sigara içmeyecekler. Onlar da haklılar be müdür. Şarkılar dönerken o zamandan aklımda kalan sözler halen dün gibi aklımda. Bir kedim bile yok derkenki ürperen duygularım etrafa şaşkın bakışlar atmama sebep oluyor, sonra uyuyan babamın uyanmasını bekleyip, bizim de kedimiz yok baba demeyi bekliyorum. Sonra çocukluğun verdiği enerjiyle etrafıma bakıp, garip garip şeyler düşünüyorum. Ama en son babam uyanıyor ve bana göre çok hüzünlü ama onlara göre çok eğlenceli sözü patlatıyorum.
"Bizim de kedimiz yok ki"
Diğer Sezen Aksu arabeskliğinden, hüznünden çok daha farklı bir albüm gelir bana "Gülümse" o gün bugündür.

Cuma, Kasım 20, 2009

Olan Biten

Geçtiğimiz günlerde Sevan Hoca'nın buradaki yazısına itafen birkaç satır karalamıştım. Hakikaten uzaktan çok fazla merak içerisindeyim. Bu kadar az bilip çok konuşan başka bir medeniyet var mı acaba. Medya'nın bu kadar etkin olduğu başka bir halk kaldı mı dünyada. Gerçekten çok değişik, bu kadar zengin bir kültürü çok uzun yıllardır barındıran anadolu toprakları belki de tarih boyunca en zayıf anlarını yaşamakta. İşin çok sosyolojik boyutundan anlamam, ama günümüz gençliği har vurup harman savurmakta pek bir bonkör efendim.
Sebepleri tek tek sıralamaktan ziyade benim dikkatimi çeken birkaç mevzuya parmak basmak istiyorum. Ne zaman televizyon izlemek istesem, domuz gribi, türban, enerji tartışmaları, kürt açılımı, terör, şehit, ekonomi, kriz, laiklik ve daha aklıma gelmeyen bir çok başlık adı altında halkın akıl sağlığına yüklenildikçe yükleniliyor. Birbirinden ilginç içeriğe sahip televizyon programlarımız ise işin tuzu biberi. Sabahtan haberlere kadar uyutulan halk, akşam haberlerini izleyip korkmakta, akşam da dizilerini izleyip pamuk gibi yatmaktalar. Çok fazla sosyal sorumluluk sahibi olmayı seven de bir insan değilim fakat yaşanan olaylar o kadar trajikomik ki...
Ülkesini sevdiğini iddia edenlerin sokaklara inemeyecek kadar korkak olması apayrı bir gözlem mevzusu bana göre. Eski zamanlarda iletişim için girip çıkmaktan keyif alıp, internette güzel de şeyler oluyor dediğimiz facebook adlı asosyal medya'da şimdi sabah akşam devlet kurtarmacalı videolar izlemek durumunda kalıyoruz. Allahtan "gizle" gibi bir mevzuyu çıkardılar da en azından orda ana beslemede barış ve kardeşliği yaşayabiliyoruz. Burda işin ilginç tarafı ise, bu insanların sokakta birşeylere karşı tepki vermek için bir adım bile atamayacağını adım gibi bilmemdir.
Her neyse, özetle yönlendirilmek yerine birazcık kendimizi yönlendirmek gibi bir çabaya yönelsek eminim bu coğrafyadaki güzel insanlar yeniden kendilerini bulucaklardır. Ben öyle bu halkın yüzde bilmemnesi aptaldır gibi başıboş ve hadsiz açıklamaları da çok yersiz buluyorum. Şehir hayatının yanında birçok küçük yerleşim yerlerini de gezme imkanım oldu. Beni kendi oğlu gibi sarıp sarmalayan, yemeyip yediren, o dünyadan bihaber halk da bu topraklarda yaşıyor. Mağlesef eğitimli insanlarımızın o kadar aklı olmuyor. Sevan Hoca'nın yazısındaki hakaretleri eden insanlar acaba gerçekten bulunduğu kültürlere en büyük ihaneti etmiyorlar mı?
Bir de sözüm ona, ülkesi için yanıp tutuşan, şiddetle küresel ekonomiye karşı çıkan insanların da, yabancı sermayenin penceresinden atıp tutması da ayrı bir üzücü. "ekmek aslanın ağzında"
Ben daha çok cennet kültürümüzü hedef alan bir yazı yazıcaktım ama elim değmeden gitmedi bu mevzulara. Önümüzdeki zamanlar ne göstericek, beklemek gerek ama kimdir bu ülkenin insanlarını bu kadar raydan çıkaranlar, fazla fazla merak konusu. Biz en azından doğru yere tepki vermeyi bile öğrensek çok yol katedicez.

Pazar, Ekim 18, 2009

Saltuk Erginer "Demo"

Albüm linki öncelikle ; Download
Bağımsız müzikle uğraşmakta olan insanların müzikleri çoğu zaman daha fazla ilgi çekici oluyor. Saltuk'la tanışmam rastgele volume dergisinin myspace köşesinde oldu. Sonra biraz araştırıp facebook'ta da albüm linkine rastlayınca, tadından yenmedi. Sözlerde ezber bozan, sağa sola sataşmaktan hiç geri durmayan, bunu da nazikçe değil, gayet açık seçik yapan Saltuk'un müziği o yüzden ilk başta biraz değişik geliyor. Ama işte sizi yakaladığı nokta da bu oluyor. Daha düşük tempo ve arabesk temaları da gayet modern bi altyapıyla vermesi ikinci artısı benim için. Örnek olarak "Hüzün" . Öncesinden bir myspace gezintisi yapmak isterseniz;

Kucaklaşma

"Kucaklaşma" albümü, Grup Yorum'un 1999 tarihli eski şarkıları enstrümental bir biçimde yeniden yorumladıkları albüm. Bu albümü yazmaya kayda değer bulduğum nokta çok var fakat öncesinde birkaç noktaya değinmekte yarar var.
Grup yorum artık siyasi müzik yapan gruplar arenasında bayraklaşmış bir grup. Çoğu kimseler için "görüşlerine katılmıyorum ama dinlerim" kategorisine yerleşmiş düzeyde hem de. İlk vurgulamak istediğim konu bu konu. Bu albüm'ün vurgusuna, gücüne hiçbir önyargı dayanamaz diye düşünürüm yıllardır. Bu derece etkili ve güzel bir albüm'dür "Kucaklaşma".
İkincisi, Türkiye'de ki müzik dinleyicisinin yine siyasetten öte buradaki müziğin kökenine kalitesine dair çok fazla olumsuz düşüncesi bulunmakta. Halbuki türkiye etnik müziğin cennetidir. Buram buram toprak kokusunun, coğrafya şekillerinin çizgilerini görürürüz eğer biraz derinlere inersek. Kucaklaşma albümü de, hem batı müziğinin , hem doğu müziğinin karmanlanmasını en ince detaylara dikkat etmeyi unutmadan, kesinlikle samimi sınırlar çerçevesi içerisinde gerçekleştirmiştir. Klasik müzik öğelerini, buram buram toprak kokan melodilerin arasına kulağa batmadan yerleştirmek kolay bir mevzu değil. Ve kalite standartları bakımından üzerinden 10 sene geçmiş olmasına rağmen, benim için halen şu ana kadar dinlediğim en etkili enstrümental albümdür.
Enstrümental müzik dinlerken dikkat ettiğim genellikle iki mevzu var. Birincisi şarkıların birer kısa film tadında bir konuyu aktarırken yaşatması, diğeri de bunun tam aksi, hissiz, tamamen bulunduğu ortamda ses kalabalığı yaratması. Kucaklaşma albümü genel olarak ilk kategoriyi başarıyla seslendiriyor. "Devrim Yürüyüşümüz Sürüyor" adlı şarkıda bir hareket, bir devam filmi gibi. "Sahnedeydi Idil ve Ölüme Aciliyordu Perde" adlı şarkıda hüzün'ün tematik duygusunu fazlasıyla yaşıyoruz söze bulaşmadan. Son misal de "Ve Zafer" adlı parça'da ise marş vari zafer duygusunu hep beraber yaşıyoruz. Kesinlikle detaylara inerek.
Sözün özü diyerek, enstrümental müzik severim diyenler bu albümü de kenara not etmeli. 10 sene geçmiş olmasına rağmen üstünden bendeki değerini kaybetmeyen az ama öz albümlerden "Kucaklaşma"

Salı, Ekim 13, 2009

Ordan Burdan Müzikler

Aslında böyle kenara köşeye kuytuya not edip, hem kendime hem yapanlara katkım olsun die yazmayı düşünüordum ama karar değiştirdim. İnternet artık uçsuz bucaksız. Geçenlerde Asafated albümünü buldum tekrar internette. Ordan aklıma geldi. Çocukluğumuz Aydın'da geçince, öyle her istediğimize ulaşma imkanımız olmuyordu. Yani bir albüm almak için mecbur İzmir'i ziyaret eder. Türk sanatçıları orjinal yabancıları ise çekme kasede doldurtur dönerdik. Zorluk yönünden kötü ama dinlediğimiz şarkıları yokluktan öyle bir sindirirdik ki. İşte o güzeldi. Asafated da onlardan biriydi. 3 şarkılık "Tout va bien" albümünü yıllar sonra dinlediğimde bile nerde ne oluyo, müzik nası gidiyo, her ayrıntısını hatırlıyorum. Tabi bunun gibi bir sürü örnek var. Eh şu an internette müziğin bu kadar yaygın olması tabii ki müzik icracıları için bence avantaj. Ama hızlı tüketim de aynı kesim için dezavantaj. Ama yararlı tarafından tutmasını bilmek gerek.
Her neyse derken, eskidir, yenidir, dikkat çekendir, post it'e yapıştırır gibi not alıyorum. Eskimesin diye şarkılar. Bu tip olaylar için yapılmış bir sürü site var fakat en dikkatimi çeken, hızıyla, pratikliğiyle "Posterous" adlı site. Aslında sloganı "Casual Blog" yani her konuda içeriği video, yazı, fotoğraf vs vs yapıştırmaya yarayan kullanışlı bişiy. Ben mail yoluyla müzik gönderebildiğin bu siteyi işte müzik arşivlemek için kullanıyorum, zaman zaman da kendi yaptıklarımı yaplaşıyorum.
Ne var orda diye merak ederseniz adres;
Malum şarkı Asafated'ın "Tout va Bien" in de linkini ekliyim;


Pazar, Ekim 04, 2009

Bu hafta neler dinlettiler?

Porcupine Tree, yeni albüm mü demiş? "The incident" Myspace
Muse da yeni albüm demiş... "The Resistance" Myspace
Janet&Jak Esim - Birkaç Sonsuzluk Anı ... ne güzeldir o albüm. Web
Çağrı Raydemir, ilk albüm "1-Oyun" demiş. Ben de dinledim. Myspace
Grup Yorum, Seçmeler, Kucaklaşma, Marşlarımız. Aman aman.. Myspace
Hariçten Gazelciler? Hala duymadık dersen.. Web
Katotania'dan yeni single da gelmiş. "Forsaker" Posterous

Pazar, Eylül 27, 2009

The Rorschach Audio

The Rorschach Audio, Nugo Sebil'in fikriydi ilk. Birlikte anonim şarkılar üretmek üzere, çeşitli müzisyenleri konuk edip, şarkılar üreticekti. Konu, konsept, tarz yoktu. Ve ilk olarak, test yourself - 01 albümünü Nugo sebil'le birlikte bitirdikten sonra. Baştan sona tarzı değiştirip, hızlı, agresif, eskinin ateşiyle, yeninin teknolojik synth olayını birleştirdikten sonra, Synthpop, Grunge ve elektronik tarzda yepyeni bir the rorschach audio meydana geldi. Ateşini konserlerden, kitleden alıcak bu gruba üzerinizdeki titrekliği atmak için mutlaka göz atın. Ayrıca konserler de zamanla belirecektir.
Şarkıları tek tek indirebilme imkanına da sahipsiniz. Aşağıdaki linki takip ediniz.

Salı, Eylül 22, 2009

Jangle Trip "Tracking Sound"

Jangle Trip, aslında benim belki benim en çok elinden tutmak istediğim projedir. Yani, bu projeyle büyümek, filmlere müzik yapmak, konsept, sinematik kompozisyonlar üretmek beni oldum olası çok fazla heyecanlandırır. Görüntü üzerinden ya da bir birey odaklı müziği türetmek belirli gruplar içinde şarkılar üretmekten çok daha özgür kılar bir müzisyeni diye düşünüyorum. Bu zamana kadar denedim de, 10 tane irili ufaklı şarkıyı da "Tracking Sound" albümünde topladım. Tracking Sound albümünde bundan önce elimden geçen, belgesel, kısa film ve reklam müzikleri bulunmakta.
Şimdilik tek başıma yürütmekte gayet tatminkar olduğum bu proje bu işe istekli müzisyenlerle birlikte büyüdüğünde ise elbette daha güzel işler çıkacağından şüphem yok. Şimdilik çalışmalara göz atma fırsatı hem myspace ortamında hem de last.fm civarlarında mevcut.

Bir şekilde kafanızda tiyatral, görüntü, ya da jingle ihtiyacı olduğunda veyahutta bu projeye katkıda bulunmak istediğinizde bana ulaşmanız yeterlidir. Artık ulaşmak da zor değil biliyosunuz :)

Eski gruplar neler yapıyor?

Nileppez;
Muallak, Apokaliptik, Hayalet Kasaba ve Kurgu adlı 4 şarkıyı bugün kadar kaydettik, tamamladık. Onur'un ardından Gökhan Tekiner'le yola devam etmekteyiz ancak, hem yoğunluk hem de mesafe gibi olumsuz koşullardan dolayı çalışmalarımız durulmuş durumda. Siz yine de göz atmak isterseniz ilgili linklerden dinleyebilir ya da şarkıları bilgisayarınıza indirebilirsiniz;

Sophiatonic;
Sophiatonic'in müzik camiasına en son kattığı ikilem adlı şarkı'dan sonra artık tamamen birbirine kilometrelerce uzak kalmış 5 kişi sadece hatırasını tüttürüyor grubun. Yine de sophiatonic'in melankolik, progressive tınısı bir köşemizde güzel bir hatıra. Sophiatonic'in linkleri;

Limon;
Limon grubu da dağıldı sayılır artık. Kendi içerisinde bir tutunma çabasını anlatan bu samimi, pozitif oluşum da yine büyüme sendromu yüzünden sona ermiştir bize tatlı meyvelerini bırakarak. Geriye dönüp de sevgiyle şefkatle büyüteceğimiz şarkılar bize miras kalmıştır.

Pazartesi, Eylül 21, 2009

Müyap Müzisyenleri

Müyap'a bağımlı müzisyenlerin last.fm ve myspace konusunda harekete geçmelerini beklemek elbette ki çok ütopik bir düşünce, fakat sanat'la yaşamını sürdüren bu insanların myspace'ten fırınlarca ekmek yemesi ve bu hükümdarlığın sona ermemesi için bağımsız birçok müzisyenin de önünü tıkaması kabul edilir bir durum değildir.
Birçok konuda duyarlı olduğunu iddia eden müzik grupları bu konuda tepki vermiyecekler mi?
Gelme bush tshirt'üyle meydanlarda neye tepki verdiğini bile bilmeyen şaşkın müzisyenler bu konuda bir açıklama yapmıyacaklar mı. Noldu iş sizin ekmeğinize gelince bush da gelir, puşt da gelir. Konser'de beşbin kişiye bağırmak yetmiyor işte.
Onlardan bir fayda gelmiyecek.
Demokrasi, özgürlük naraları atan medya bu konuyu neden haber yapmıyor hala. Can Dündar'ın bir kadını öpmesi daha büyük bir haber çünkü. Yahu bu kadar ucuz muyduk biz?
Müzik dinleyicisi neden "aman opendns kapanmadıkça sorun yok" demekte. Bana dokunmayan yılan bin yaşasıncılığın da kazandıracağı bişiy yok mağlesef.
Evet son olarak iki topluluğa seslenmek istiyorum, sesim ne kadar gür çıkıcak bilmiyorum ama myspace'i her türlü reklamı için duvarlara reklam yapıştıran bana oy verin diyen müyap müzisyenlerini de adım gibi biliyorum.
Birincisi "müyap müzisyenleri" ; bağımsız müzik yapmak isteyenlerin önünü açın ve myspace ve last.fm hesaplarınızı kapatın.
İkincisi bağımsız müzisyenlere, bu konuda platformların oluşturdukları bildirileri yayabildiğiniz kadar yayın, çünkü yenen bizim hakkımız onlarınki değil.
Myspace'e aslında fazla bir söz de kalmadı ama ömrümde o platformu bu kadar savunmayacağım bir daha ona eminim.

Son Albüm // Freezing Utterances

Geçtiğimiz aylarda son halini aldı, Freezing Utterances albümü. Değerli müzisyenler Nugo Sebil, Halim Karataş ve Nuri Özlü şarkılara eşlik ettiler.
Bu albüm, daha çok görsel sinematik müzik isteğime cevap veren bir albümdü. Enstrumental ve Sözlü şarkılardan oluşmaktadır. Ayrıca önümüzdeki günlerde görsellerle donatılmış bir konser hazırlığı bulunmaktadır.
Albüm şarkıları şu şekilde;
1-Pap
2-Pap Zimixabcim(ft. Nugo Sebil)
3-Unborn Addiction
4-Doğdukları Yerde Ölenler
5-Şark’ı
6-Mutluluk(ft. Halim Karataş)
7-Freezing Utterances
8-Highbrow Yokel(instrumental)
9-Highbrow Yokel(ft. Nugo Sebil)
10-Out of Control(ft. Nuri Özlü)

Albümün tamamını myspace adresimden dinleyebilirsiniz;

İkinci albüm // Weird Daydreams

Weird Daydreams 2008 yıllarının ortalarında yayınladım ve 12 şarkıdan oluşur. Bir çok değerli sesi barındıran bu albüm, canlı seslere şarkı yapmak adına benim için bir ilki taşır. Can Yücel'in kendi sesinden şiiri, Brad Pitt'in Fight Club filmindeki sekiz kuralı, Çiçek Abbas'taki atışmalar gibi çeşitli film, dizilerden, ustalardan alıntı sesleri barındırır. Ayrıca eklemek gerekirse childhood dreams bir sophiatonic cover'ıdır.

Albüm Şarkı Listesi;
1-Adoration
2-Unrealistic Phantom
3-Belkim Bir Kertenkeleydim (Can Yücel)
4-Childhood Dreams
5-Çiçek Abbas
6-Love is Slack
7-Painful and Slow Death
8-The Birthday of ignorance
9-Time to waste
10-TN.T Alarm
11-Eight Rules
12-Street Spirit (Fade out&Radiohead Cover)

Albüme göz atmak için;

İlk albüm "The story of an innocent criminal"

İlk albüm "the story of an innocent criminal" 2007 yılının aralık ayında çıkmıştı. İlk olması dolayısıyla bendeki yeri de ayrıdır.

Albümün şarkı listesi;
1- Introfiction
2-Hate it or love it but it has failed
3-Taking Refuge in
4-Fugitive Oppurtunity
5-Limbo
6-Extended Narrative
7-Devlerin Aşkı

Albüme göz atmak için;

Myspace ve Last.fm'i kapatmak ve düşündürdükleri

Myspace ve last.fm artık profosyonel müzik camiasında da kabul gören, ve müzik seven bir insansanız size hiçbir zararı dokunmayan, yeni müzikler öğreten, istediğiniz müziği kapının önüne getiren ve birçok amatör-profosyonel müzik insanının da sayesinde ekmek yediği , tanıtımını kolayca yaptığı platformlardır. Evet gözümde myspace ve last.fm budur. Myspace icra edenlerin, last.fm daha çok dinleyicilerin uğrak yeridir düşünceme göre. Buraya kadar herşey normal. Ama bunda bir zarar görüp, ceplerindeki milyonları katlamak isteyen şuursuz kafaların müziğe vurduğu darbeyi farketmemek için kör, sağır, dilsiz olmak gerekir. Bu konu hakkında fazla birşey söylemek istemiorum. Birçok profosyonel karşıt insan birşeyler yazmışlardır fakat bende asıl şaşkınlık uyandıran şey bambaşka şeyler.
İlk kapanma haberini öğrendikten sonra toplum olarak tepkiyi nereye nasıl ve ne zaman vermemiz gerektiğinden zerre şuurumuz bırakılmadığını da üzüntü verici bir şekilde farkettim. Facebook vb. sosyal ağlardan gördüğümüz kadarıyla, eğitimli cahillerimizden alakasız tepkileri hemen görmeye başladık. Hayatta hiçbirşeyi düşünmemiş, düşünerek öğrenememiş ve duyduğu en ufak bir olumsuzluk karşısında suçlayabileceği tek kavram var. O da bilinçaltına ne işlendiyse o ! Suçlu tek yani, birine göre öteki, ötekine göre biri. Örneğin, kürt açılımı, başörtüsü, zemzem suyu, tayyip, akp, chp, mhp. Bu kadar hassas bir konuda bile suçluyu düşünmeden, elindeki hakkı kimin aldığını merak etmeden suçladığımız isimler yine buna gidiyor.
Bu düşünce tembelliğini bırakıp, biraz da olsa araştırıp, bu kararı kimlerin ve neden verdiğini araştırıp, tepkimizi doğru yere verebilsek fena olmaz mı artık. Şahsen, partilerin ve insanların yönettiği bir devlet anlayışının başarılı olacağına zaten inanmayan bir insanım. Fakat insanların da ucuz siyaset, ucuz edebiyat, ucuz muhalefet yapmasından artık sıkıldım.
Her neyse, müyap herşeyden öte, benim dinleme, dinlenme, dinletme ve yeni müzikler öğrenme hakkımı elimden almıştır. Bu yüzden müyap'a hakkımı elimden almaya çalışıp başaramadığı için kafam girsin diyorum. Paranın gücü'nün düşünen insanlarda işe yaramaması bu tip, hayatı tek eksende dönen insanların en büyük korkusu olmuştur. Tepki doğru yere gittikçe, kafalarını kuma gömmeye devam ediceklerdir.